.

   
  Hak Er Taburu
  Kavga Şiirleri 4
 

 

Mektup yazdım Hasan’a

Ha Hasan’a

Ha sana

 

 

Hasan'a Mektup

Çok oku, çok düşün, çok şeyler anla,
Aha bu mektubu alınca Hasan.
Manalar iplikten incedir amma,
Kelimeler biraz kalınca Hasan.

Gene ağzımızı açmıyor bıçak,
Huzur size ömür..... Dert salkım saçak.
Oyuna kalkıyor yüzlerce köçek,
Batıdan bir hava çalınca Hasan.

Kök saldı bahçede ayrık otları,
Yemler pay edildi, sattık atları.
Biz kovalım derken baştan bitleri,
Sülükler yapıştı, kulunca Hasan.

Süt dolu güğümü çalarız taşa,
Kutsal görevimiz 'Sağol çok yaşa !'
Mülkte hakikati aramak boşa,
Tüm suçlular güçlü olunca Hasan.

Derisini yüzdük demokrasinin,
İşi iştir imtiyazlı asinin.
Hakikatte vahşi, sözde 'vasinin'
Dörtnala gidilir yolunca Hasan.

Canım Hürriyeti koydunsa ara,
Ekmek yalınayak kaçtı dağlara.
Çevremize küsmüş kardeşlik var ya,
Haber ver, izini bulunca Hasan.

Soysuzlar taş atar mukaddesata
Karşı duramazsak bizdedir hata.
Tahammül teşviktir, böyle hayata,
Öl..İnsan küçülmez ölünce Hasan.

 

Hasan'a Mektup 19


Anladım be Hasan sende de iş yok
Bir şey düşünmezsin ekmekten gayrı.
Allah sonumuzu hayır getirsin
Güvencim kalmadı felekten gayrı.

Ne yapsalar hemen unutuyorsun
Hülyalarla gönül avutuyorsun
Rahatı, davadan yeğ tutuyorsun
Yoldaşın bulunmaz eşekten gayrı.

.................................................. ....
.................................................. ....
.................................................. ....
.................................................. ....

Yazarım, yazarım okur geçersin
Sen kendini korumadan naçarsın
Akşam-sabah kovalarlar, kaçarsın
Allah'asen nesin ödlekten gayrı?

Küfür ile doldurdular hurcunu
Ödemekten korkuyorsun borcunu
Yiğit olan bulamazsa harcını
Ömrü bir şey olmaz şelekten gayrı.

Kuduz itler sokaklar da kol gezer
Zulüm heybetleşen bir çığa benzer
Saklanma, gün olur seni de ezer
Yeter, adam ol, çık tünekten gayrı.

Geçmişi unuttun, geleceğin hiç...
Bir koca duvarı yıkar bir kerpiç
Gerekirse ecel şerbetini iç,
Yiğite servet yok yürekten gayrı. 


İlân

Ne diyorsa İSLÂM DİNİ
Uyacağız suç olsa da.
Gerçeği örten kefeni
Soyacağız suç olsa da.

Alnımız ak, yüzümüz ak
İslâm olan olmaz korkak
Bâtıla bâtıl, hakka hak
Diyeceğiz suç olsa da.

Çiçeklenir sevda serde
Cihad, düğün olur merde
Nur-u Kur'an'ı her yerde
Yayacağız suç olsa da.

Baba, ana, bacı, gardaş
Ehl-i küfre açtık savaş.
İslâmlık yoluna can, baş
Koyacağız suç olsa da.

Cihad bize bayram, düğün
Ta doğuştan haşre değin
Her an Zikrullah gömleğin
Giyeceğiz suç olsa da.

Mânâ doldurmuş iç'leri
Gam mı maddenin suçları..
Dine 'Taş' atan piçleri
Sayacağız suç olsa da.

 

İsyanlı Sükût

 

Gitmişti makama arz-ı hâl için
'Bey' dedi, yutkundu, eğdi başını.
Bir azar yedi ki oldu o biçim..
'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı
Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı...
Bir baktı konağa alttan yukarı
'Vay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Çekti ayakları kahveye vardı
Açtı tabakasın, sigara sardı
Daldı.. neden sonra garsonu gördü
'Çay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

İçmedi, masada unuttu çayı
Kalktı ki garsona vere parayı
Uzattı çakmağı ve sigarayı
'Say' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Döndü, gözlerinde bulgur bulgur yaş
Sandım can evime döktüler ateş
Sordum: 'memleketin neresi gardaş? '
'Köy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Yürüdü, kör-topal çıktı şehirden
Ağzına küfürler doldu zehirden
Salladı dilini.. vazgeçti birden,
'Oy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

 

Abdurrahim Karakoç



Kara Haber


Ellerin yurdunda çiçek açarken
Bizim İl'e kar geliyor gardaşım.
Bu hududu kimler çizmiş gönlüme?
Dar geliyor, dar geliyor gardaşım.

Gazel olmuş sıra sıra söğütler
Dağ ardında unutulmuş şehitler
Hürriyete seymen giden yiğitler
İki gidip bir geliyor gardaşım.

Üç aylık bebekler tutuldu taşa
Düşmanlar geriden eyler temaşa
Yaratan böylesin vermesin başa
Zor geliyor, zor geliyor gardaşım.



Keyfiyet

Göl, göl oldu anaların gözyaşı
Kan selinde akıyoruz eyi mi?
Ateş sardı Malatya’yı, Maraş’ı
Kendimizi yakıyoruz eyi mi?

Bağlandı yolumuz, yolaklarımız
Zincire vuruldu bileklerimiz
Küfür ile doldu kulaklarımız
Dişimizi sıkıyoruz eyi mi?

Koçyiğitler kör kurşunla devrilir
Kazancımız nahak yere savrulur
Dilekçemiz Ankara'dan çevrilir
Her belâyı çekiyoruz eyi mi?

Azığı, çarığı ardıca astık
Bulutlar yorgandır, kayalar yastık
Görkemli başlardan umudu kestik
Uzaklara bakıyoruz eyi mi?

Adalet istedik, zulüm sundular
Hayat hakkı dedik, ölüm sundular
Sabrımıza bakıp korkak sandılar
İkrah ettik, bıkıyoruz eyi mi?

Bölücü beyinler baykuş yuvası
Pis koku neşreden suyu, havası
Duru gönlümüzde millet davası
Sevgi gülü ekiyoruz eyi mi?

Yıllar yılı bir halaskâr bekledik
Günü güne, ayı aya ekledik
Sırtımıza umutları yükledik
Doruklara çıkıyoruz eyi mi?

 

 

 

 

Kılavuz Nesil

Batılın önünde set
Hakk'a kılavuz nesil.
İlimde Ak Şemseddin
Kararda YAVUZ nesil.
Hakk'a kılavuz nesil...

Bir Aras'tır, bir Tuna
Tarih binmiş sırtına
Nefret yıkan fırtına
Sevgiye havuz nesil.
Hakk'a kılavuz nesil...

Her zalimin korkusu
Her çiçeğin kokusu
Yangını söndüren su
Yemeklerde tuz nesil.
Hakk'a kılavuz nesil...

Tevhidi kucaklayan
Canda canan saklayan
Zindanları aklayan
Her zulme maruz nesil.
Hakk'a kılavuz nesil...

Kalmasın engel artık
Del zırhları del artık
Çık ufuktan gel artık
Birliğe susuz nesil.
Hakk'a kılavuz nesil... 



Kırmızı Çizgilere Mersiye

 

Kırmızı çizgilerimiz vardı
Asker-sivil üstüne titrerdik
Çok çok uzak ülkelerden
Mekanik dinozorlar geldiler
Kırmızı çizgilerimizi sildiler
Kesiliverdi sesimiz soluğumuz
Ucuz gittik ucuz..
?
Musul dedik Kerkük dedik
Esaret kabul etmez Türk dedik
Meğer ki Türkmenler bizden kof
Biz Türkmenlerden kofmuşuz
Dönüp geriye bakınca gördük
Birbirimizden yıllar önce kopmuşuz.
?
Hani Iraklı Kürtlere
Devlet kurdurmayacaktık
Onlar bile devletlerini kurdular
Bizi can evimizden vurdular
Melül mahzun gerilerden baktık.
Kayboldu kırmızı çizgilerimiz
Çuvallar dolusu boyalarımız soldular
Çuvallar dolusu adam oldular.
?
Kıbrıs'ı da kaybederiz bir gün
AB'nin beklediği gündür bugün
Böbürlenmemize hiç gerek yok
Kıbrıs'ta Rumların nüfusu
Türkiye'nin nüfusundan çok
Öyle ya
Sayısal değil, siyasal ağırlık önemli
Yeşil hat, kırmızı hat seraptır
Bence akıbetimiz haraptır.
?
Şimdi Şirak vuruyor ensemize
Yarın Merkel vuracak
Gideceklerin vurdukları gibi
Gelenler de teker teker vuracak
Bizde bu ense
Onlarda bitmeyen kin
Herkes engel çıtasını yükseltecek
Atlaya atlaya dermanımız kesilecek.
Derken
Biz burda birbirimizi yerken
Sevinip arkamızdan gülecekler.
?
Ne kaldı şurada iki bin yirmiye
Bekleyeceğiz geldi, gelecek diye
Bataklıkta yüzülmez ki
Bu düğüm maksatlı atılmış düğüm
İlelebet çözülmez ki
Koyu kırmızı bir çizgi daha çekeriz
Yani muhtemelen
O çizgiyi de ayaklarıyla silerler
Belki de gideni aratır gelen
Yoğun uykular arasında rüyalarımız
Nasıl uçup giderlerse
Öyle gidecek AB sevdamız.
?
Herkes dışarıya kör sağır
İçerde çekilen çizgilerimiz var
Kalınlaşıyorlar ağır ağır
Bizim ancak bize yetiyor gücümüz
Yâ Rab nedir suçumuz?
Kim sardı başımıza bu sevdayı
Yok mudur bunun hiç kolayı?
Belki var, belki yok
Amma çok bekleyeceğiz çok.
?
Umut dağlar ardındaki sevgili
Çözülür elbette sabrımızın dili
O güne az kaldı az
Arzuhalci sen böyle yaz.

 

 

 

Kime Gardaş Deyim?

Yalan,dolan ile garip köylümü
Aldatıp soyana gardaş mı deyim?
Allah´ın emrine isyan edip de
Şeytan´a uyana gardaş mı deyim?

'Çağdışı kural' der, ar, namus, haya..
Yol olur boynuzu dünyadan aya!
Cinsel toleranslı o dümbük baya,
Şo çıplak bayana gardaş mı deyim?

Bacısız, gardaşsız kalsam da garip,
Sahtekara gardaş olamam varıp,
Camide ön safa karargah kurup
Kul hakkı yiyene gardaş mı deyim?

Dinime taş atan dini güdüğe,
Irkıma küfreden iğrenç düdüğe,
Davasız, gayesiz şo pis hödüğe,
Şo sözden cayana gardaş mı deyim?

Olmalı gardaşlık lâle, gül gibi,
Resulü Zişanla Cebrail gibi
Bizi bize düşman edip el gibi,
Bu hâle koyana gardaş mı deyim?

Bilgi, Özmen, Imamoğlu, Kahraman,
'Öç'diye çağrışır yüce makamdan
Diyemem.. şehitler tutar yakamdan!
Gardaşa kıyana gardaş mı deyim?

Tezimiz Türk-İslâm böyle biline
Söz verdik, baş koyduk ülkü yoluna
Mao´nun piçine, Marks´ın kuluna
Yılana, çayana gardaş mı deyim?

 

 

 

 

 

Korku

Ben deliden çok kurnazdan korkarım
Cahilden ziyade yobazdan korkarım
Bedenimdeki hastalıklardan değil,
Adalete düşen marazdan korkarım.

 


Küçük Sınav

Ana, baba vesiledir ortada;
Kim gönderdi? Nasıl geldin? De hele.
Et, kemik, kan mevcut durur mevtada
Eksilen ne? Niye öldün? De hele.

 

 

 

 

Lüzumat Müzekkeresi

Uzun boylu, kısa boylu
Ölse ne ki, kalsa ne ki?
Üç-beş yüz bin işçi, köylü
Ölse ne ki, kalsa ne ki?

Fark etmez ırgat, amele
Harç diye basın temele
Alt tarafı hepsi köle
Ölse ne ki, kalsa ne ki?

Hayatına küstü memur
Yediğini kustu memur
Altı memur, üstü memur
Ölse ne ki, kalsa ne ki?

Vurguncuya işlesin çark
Namuslular etmesin fark
Esnafın destesi beş mark
Ölse ne ki, kalsa ne ki?

Dulu,yetimi kim arar
İmhasına verin karar
Emekliler zaten zarar
Ölse ne ki, kalsa ne ki?

İşsizler sürülsün yurttan
Büyükler kurtulsun dertten
İnsanlar kemikten, etten
Ölse ne ki, kalsa ne ki?

Temizlensin sathı vatan
Sevinsin pusuda yatan
Vatandaş lüzumsuz zaten
Ölse ne ki, kalsa ne ki?


Abdurrahim Karakoç

 
 
*Sufiler *Medeniyetimiz *OGYE *Efgan *Pardus *SemBilet
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=